Ara
  • Unicorn

Işığın Peşindekilerin Karanlık Yanı - Mark Wentworth

Renk ve psikoterapiyi kişisel gelişim ve grup/iş yeri dönüşümü için araç olarak kullanan Mark Wentworth Lizbon/Portekiz’de yaşamaktadır. sağlık, mutluluk ve tamlık hissi oluşturmak amacıyla renk ve renkle ilgili terapileri uygulayan Mark Wentworth çalışmalarını paylaşmak ve öğretmek için dünyanın dört bir yanına seyahat etmektedir. Şubat 2008’de ülkemizde bir haftasonu kursu gerçekleştirecek olan bu terapistin makalesini ilgiyle okuyacaksınız.



GENEL KABULE GÖRE, ister geleneksel dinsel bir yol ister şimdilerde popüler olan melekler, rehberler veya aydınlanmış üstatlar gibi alternatif inanç sistemlerinden birinin yolu olsun, ruhsal bir yola girdiğiniz takdirde otomatikman arınacağınız ve artık yalnızca koşulsuz sevgi ve ışık yayacağınız düşünülmektedir. Bu yolda egonuzdan kurtulmaya çalışmalı, yalnızca olumlu düşünceler üretmeli ve hep nasıl şakralarınızı dengeleme çalışması yaptığınızdan söz etmelisiniz. Elbette ki, tüm bunların da kendilerine has değerleri vardır ama dengenin ve bağlamın dışına çıktıklarında, söz konusu yolu izlemek güçleşir ve günün birinde, yanılgıların örtüsü düşer ve bazıları için ya büyük bir uyan borusu öter veya büyük bir hayal kırıklığı hissi yaşanır.


Yaşamı, kendi varlığımızın bütününe karşı büyük bir fedakarlıkta bulunarak böyle kusursuzca sürdürmeyi denersek, bütünlüğümüzün büyük bir kısmını gölgelere teslim ederiz ve başkaları tarafından kabul edilmeyeceğini sandığımız parçalarımızı saklamayı burada öğreniriz; bir maske yaratırız ve bu maskeyi çok uzun bir süre boyunca takmayı öğrenmişsek, o maskenin biz olduğuna inanarak onun tarafından ele geçiriliriz; duruma göre davranmayı öğrenmişizdir ama aslında içimizin derinlerinde acı çekeriz.


Dıştaki dikkat dağıtıcılar bizi içerideki bu boşluğu görüp, kabullenmekten alıkoyan yegane şeylerdir; yeni bir araba, yeni bir ilişki, rasgele cinsellik, yüksek tempolu bir iş, keyif veren maddeler, hastalıklar; tabi, yeni bir yeni çağ inanç sistemini de unutmayalım: Listeye ekleyebileceklerimizin sonu gelmez ama sonuçları hep aynıdır: Dikkatinizin oraya, o karanlık yana, hani “insanlar bir bilseler dehşete düşerler” sandığınız veya “yani gerçekten O ŞEYİ yapmak mı istiyorsun!” deyip sizinle tanışmış olduklarından bile utanacaklarını düşündüğünüz o yanınıza çevrilmesine engel olmak. Dıştaki kişilik maskesine çok yatırım yaptığımızda, bizim “kendi cehennemim” dediğimiz şeyin karanlık derinlerine inmemiz çok güçleşir, çoğunlukla çığlık çığlığa inmemiz gerekir.


Bir danışanım bana, on yıl önce hemcinslerinden hoşlandığını anladığında, “cennetten kovulma”nın kendine has versiyonunu yaşadığını anlatmıştı; ama yumurtalık kanseri tanısı konduktan sonra yaşadıkları sayesinde bu karanlık aydınlığa kavuşmuştu. Şimdi, kendisiyle barışık bir yaşam sürüyor. Hastalığını, kendisini inkar edişini görmesini sağlayan bir “kalk borusu” olarak yorumladıktan sonra çok uzun zamandır saklı tuttuğu, gölgelere kilitleyip, bilincinden uzaklaştırdığı en derin arzularıyla yüzleşince kendisinden beklenenlere ilişkin maskeyi çıkartmaya ve kendi hayatını yaşamaya cüret etmişti.


Ruhsal sohbetlerin yapıldığı ortamlara gidip sevgiden, ışıktan ve var olan her şeye açılmaktan önemle söz edildiğini her duyuşumda, adeta şeytan kesilip “Peki ya, gölge yanımız?” diye sormak istiyorum. Bir defasında, böyle bir konuda konuşan kişi olumsuz insanlarla karşılaşıyorsanız onlarla bir daha görüşmeyin, deyince aklıma “Peki ya onlarla birlikte yaşıyorsam veya o olumsuz insan bensem?” düşüncesi geldi. Verilmek istenen fikir, ışığa sahip olduğunuz anda her ne pahasına olursa olsun olumsuz olanı dışarıda tutmaktı; bunu da ya sürekli mantralar mırıldanarak, yalnızca beyazlar giyinerek veya adınızı kulağa egzotik gelen bir isimle değiştirerek yapabilirdiniz. Yine söylüyorum, doğru bağlamda bunların hepsi işe yarar ama gölgedeki yanı görmezden geldiğinizde bu süreç kaçınılmaz bir başarısızlıkla sonuçlanır ve şahsen, yeni çağ hareketi içinde bu kadar çok hayal kırıklığı olmasını da buna bağlıyorum. Filanca şeyi yaptığınızda tüm sorunlarınızın çözüleceğine ilişkin bir vaat söz konusuydu ve günümüzün hızlı toplumunda insanların tek istediği çabuk etki eden bir çareydi.


Dengeyi be uyumu yaratabilmek için ışığın olduğu yerde gölgenin de olacağını, erilin dişil olmadan var olamayacağını, yin’in yang’sız olmadığını kabul etmemiz gerekiyor.

Ruhsal öğretmenlerimiz öğrencileriyle aşk maceraları yaşadıklarında veya tüm bağışları cebe atıp ortadan kaybolduklarında hayal kırıklığına uğruyoruz; kendimizin yalnızca bir parçasıyla özdeşleştiğimizde veya öğretmenimizin yalnızca bir yanını görmeyi seçtiğimizde, gölge er ya da geç saldırır. Öfkeli düşüncelerinizi veya maddi isteklerinizi karanlığa havale etmek ruhen intihar etmek gibidir; o andan itibaren, arzu ettiğimiz ama –artık sebep her neyse- inkar ettiğimiz şeyi yapan veya o şeye sahip olan insanlarla her karşılaştığımızda ya onları eleştirdiğimizi ya da kıskandığımızı görmeye başlarız; bunlar, kendi karanlık köşelerimize ayna tutan dışsal işaretlerdir oysa.


Birkaç yıl önce, bir “bilinçli oluşturma” grubuna davet edilmiştim; amaç, arzu ettiğiniz şeyi olumlu düşünce gücüyle tezahür ettirmekti. Zihnin gücü beni her zaman büyülediğinden, haftada bir toplanan bu gruba katılmayı dört gözle bekliyordum. İlk egzersizlerden biri, başarılı bir hayatı temsil edecek bir sembol üstünde meditasyon veya imgeleme yapmaktı; meditasyondan sonra, sembollerimizin neler olduğu ve bize şahsen ne temsil ettiğini konuşmaya başladık. İnsanlar sırasıyla lotüs çiçeklerinden, güzel ametist kristallerinden, rehberlik eden meleklerden söz ettiler; her şey pek hoştu, ta ki sıra bana gelinceye dek. Benim başarı sembolüm, gümüş renkli bir Mercedes SLK idi. İnsanların yüzlerindeki şok ve şaşkınlık ifadesini görseniz, akla hayale gelebilecek en kötü şeyi söylediğimi sanırdınız. Görüyorsunuz ya, sembol olarak kristalleri veya lotüs çiçeklerini seçmekte bir sorun yoktu çünkü bunlar ruhsaldı ama bir otomobil, hele de Mercedes SLK gibi bir araba fazlasıyla maddiydi ve ben, egomdan kurtulmak için biraz kendi üstümde çalışmalıydım. Oysa benim savım, bir SLK’da da en az bir kristalde veya artık her ne seçtiyseniz onda olduğu kadar ruhsal enerji olduğuydu; ne zaman böyle bir araba görsem, bana yoluma devam etmemi hatırlatacak, onaylayıcı bir semboldü.


Bir daha çağırılmadığımı söylememe gerek var mı, bilmem. “Egoyu Kurtaralım” kampanyası başlatmaya karar verdim çünkü sağlıklı bir ego bizim yaşam içinde işlev görmemize yardım eder, tüm umutlarımızın ve rüyalarımızın ürün vermesini sağlar; evet, kontrolden çıkıp, dengesini yitirebilir ama işte bu yüzden, psikoterapinin herhangi bir türüne başlamadan önce, egonun esasen başkalarının bize bizim hakkımızda söylediklerinden oluştuğunu kabul ederiz; egoya göre bizler dışarısı tarafından tanımlanırız, oysa ruhumuz bize “sen aslında bundan daha fazlasın, çok ama çok daha büyüksün” demektedir. Ve bu daha büyüğün içine reddettiklerimiz de dahildir. Örneğin, birisi çirkin olduğuna inanıyorsa, orada güzelliğin gölgesi vardır; birisi yalnızca eksiklerini görmekteyse, bolluk gölgededir. Jung gölgeyi “bilinmeyen her şey” şeklinde tanımlar; ruhumuza bakmaya karar verdiğimizde varlığımızın derinliğini fark ederiz ve kendimize kusursuz olmaktansa gerçek olma iznini veririz. Oscar Wilde’ın hikayesindeki Dorian Grey’ gibi, kendi gerçek benimizle yüz yüze geleceğimiz günün korkusuyla, portremizi tavanarasında saklamamıza artık gerek kalmaz.

Işığın peşindekilerin karanlık yanına bakmaya cüret edin çünkü gerçek ışığı orada bulacaksınız.


Keşke her şey bu kadar basit olsaydı!

Keşke, bir yerlerde sinsice kötü işler yapan insanlar olsaydı da tek yapmamız gereken onları geri kalanımızdan ayırıp yok etmek olsaydı.

Ama iyi ile kötüyü ayıran çizgi her insanın kalbinin içinden geçmektedir. Kendi kalbinin bir parçasını yok etmeye kim gönüllü olur ki?

Alexander Solzhenitsyn


Mark Wentworth, “Ruhun Rengi” başlıklı bir hafta sonu kursu düzenliyor. Reklamcılıktan tutun da evimizde kullandığımız renklere dek günlük yaşamın içinde renklerin şifalı gücünün derinlemesine ele alınacağı bu kursu Türkçe çeviriyle izlemek isterseniz, info@colourforlife.com adresine yazabilir veya www.colourforlife.com web adresini ziyaret edebilirsiniz.

161 görüntüleme