Ara
  • Unicorn

Bütünleşme Süreci - M. Reşat Güner

En son güncellendiği tarih: 25 Kas 2017

Roger Woolger ve Hans TenDam’ın Atölye Çalışması

Dünya Regresyon Uzmanları Birliği (EARTh) Yaz Okulu Özetleri – 2

2007 yılının Ağustos ayında İstanbul’da düzenlenen EARTh yaz okulunda Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen regresyon terapistleri biraraya geldiler. Bu yazımızda kursun ilk üç gününü kapsayan ve iki ünlü terapist tarafından sunulan atölye çalışmasıyla ilgili izlenimlerimizin özetini paylaşmak istiyoruz.


18 Ağustos sabahı ilk seminer Roger Woolger’ın açılışıyla başladı. Bütünleşme (integration) konusunu ele alan Woolger ilk olarak her birimizin kendi içimizde pek çok karakteri barındırdığımızı ve hepimizin içimizde birçok ses, birçok kişilik taşıdığımızı ifade etti. Bu çoklu durumu “ruhun maskeleri” olarak yorumlayan Woolger, bu tür bir bölünme ya da ayrışma deneyimini romancı ya da şairlerin daha çok yaşadıklarını ve eserlerinde de yansıttıklarını çeşitli örneklerle açıkladı.


Daha sonra çeşitli yaşamlarda yaşanan travmaların psişe içerisinde nasıl parçalanmalara yol açtığı konusuna değinen Woolger regresyon terapisi sırasında geçmiş yaşamlardaki tamamlanmamış işlerin iki yaşam arasında tamamlanmasının öneminden bahsetti ve geçmiş yaşamlardaki parçalanmış kişilikleri biraraya getirmenin enerjinin toplanmasını sağladığını, bunun da bütünleşme süreci içerisinde önemli bir rolü olduğunu vurguladı.


Aynı gün ikinci seminerde Hans Ten Dam geçmiş yaşam regresyonları sırasında yaşanan katarsislerin bütünleşmeye yardımcı olduğunu ve bu bütünleşme sürecinin de kişiyi dönüşüme götürdüğünü belirterek söze başladı. Daha sonra dünyaya doğuşun aslında bir tür travma olabileceği ve sonrasında yaşamımız boyunca çeşitli yaşlarda oluşan çeşitli alt kişiliklerin birbirleriyle uyumlandırılmasının ne kadar önemli olduğu konusuna değindi. Ve ardından belli bir yaşta yaşanan herhangi bir travmatik olayın geçmiş yaşamlardan herhangi birisinde yaşanmış olan benzer bir travmatik olayın izlerini nasıl tetiklediğini ve özellikle geçmiş yaşamlarda düzgün biçimde ölememiş kişiliklerin bu yaşamı nasıl etkilediği konusuna değindi.


Ten Dam’ın kendi ifadeleriyle özetlersek; “Bütünleşme (integration) kayıpların yeniden kazanılması, unutulanların hatırlanması, bastırılmış anıların ortaya çıkarılmasıdır. Bütünleşmenin temel dinamiği şamanların kayıp ruhun yeniden kazanılması dedikleri şeydir. Transformasyon kişilik içerisindeki köklü bir değişimdir, daha fazla farkındalık, daha fazla enerji. Mat olan şeffaf hale gelir, şeffaf olan parlamaya başlar, parlayan ışımaya başlar. Damlalar akıntıya, akıntılar nehre, nehirler de denize kavuşur. Transformasyon deneyimleri doruk deneyimlerdir, mistik deneyimlerdir. Bütünleşme bir seansın ya da pek çok seansların sonucunda gerçekleşir.”


Bir sonraki seminerde Hans Ten Dam kendi içimizde her zaman yaşamaya devam eden çocuk ve yetişkin tarafların birbirleriyle bütünleştirilmesinin önemine değindi ve bu konuyla ilgili toplu bir uygulama seansı yaptı. Bu bölümde Ten Dam bütünleşmenin türleri ile ilgili olarak şunları ifade etti: Kayıp enerjilerin bütünleştirilmesi, içsel çocuğun bütünleştirilmesi, ölümü tamamlanmamış geçmiş yaşamların bütünleştirilmesi. Bütünleşmesi gereken kutuplar ile ilgili olarak sıraladığı başlıklar ise şöyleydi: çocuk ve yetişkin, eril ve dişil, insani ve hayvani, fiziksel ve ruhsal, aydınlık ve karanlık (gölge), dünyasal ve dünya dışı yaşamlar, insani ve ilahi taraflar.


19 Ağustos sabahı ilk seminer Hans Ten Dam’a aitti. Bu bölümde Ten Dam kendi terapi deneyimleri içerisinde karşılaştığı başka gezegenlerdeki geçmiş yaşamları deneyimleyen hastalar ile ilgili örnekler sundu, bu tür vakalara nasıl yaklaşılması gerektiği konusunda çeşitli teknik bilgiler verdi ve katılımcılardan biriyle bu konuyu ilgilendiren bir seans gerçekleştirdi.


Aynı gün öğleden sonraki seminerde Roger Woolger ünlü psikiyatrist Carl Gustav Jung’un “gölge” kavramını geçmiş yaşamları da kapsayacak şekilde ele aldı. Hepimizin kendi içimizde bastırdığımız, görmezden geldiğimiz ve kendimizle asla özdeşleştiremediğimiz taraflarımızın bulunduğunu vurgulayan Woolger bu noktada “gölge” kavramını daha kapsamlı hale getirerek aynı durumun geçmiş yaşamlarımız için de geçerli olduğuna işaret etti. Geçmiş yaşamlarımızda her birimizin “gölge” olarak nitelendirilebilecek utanç verici yaşamlarımızın bulunabileceğini ve bunları aydınlatıp ortaya çıkarmanın bütünleşme sürecinde çok önemli bir yeri bulunduğunu vurgulayan Woolger tüm bu yaşamlara ait arketiplerin her an içimizde yaşamakta olduğunu gösterdi. Hepimizin kendi gölgemizle yüzleşmemiz gerektiğini ifade eden Woolger kendimizde olmasından en çok kaçındığımız kişilik özelliklerinin aslında her zaman içimizde bulunabileceğini ve bunları başkalarına yansıtabileceğimizi anlattı ve şunları ekledi: “Moral ve spiritüel açıdan gelişebilmek ve bütünleşmek için kendi içimizde hem kahraman hem cani, hem baştan çıkarıcı hem aziz, hem yapıcı hem yıkıcı, hem tiran hem de esir taraflarımızın olduğunu görmeli ve bunların hepsinin kendi ruhumuzun repertuarının bir parçası olduğunu bilmeliyiz. Jung’un dediği gibi, ‘Işıktan varlıklar olduğumuzu imgeleyerek değil ancak içimizdeki karanlığı bilinçli hale getirerek aydınlanabiliriz.’


Kötü bir rol oynadığımız ‘gölge’ olarak nitelendirilebilecek türden bir geçmiş yaşama rastladığımızda genellikle onu görmezden gelmek ya da reddetmek isteriz. Halbuki bunları reddetmeyip kabul edersek kendi içimizdeki zıt benlikler arasında bir tür yaratıcı gerilim oluşturabiliriz. Çünkü zıtlıklar olmadan ilerleme kaydedilmez.”


20 Ağustos sabahki seminer yine Roger Woolger’a aitti. Bu bölümde Woolger regresyon terapisinde travmaların bedende yarattığı çeşitli izlerden nasıl yararlanılabileceği konusuna değindi. Bazı travmaların bedenin belli bölümlerinin hissizleşmesine yol açabileceğine işaret eden Woolger regresyon terapisi esnasında ortaya çıkan bazı dirençlerden nasıl yararlanılabileceği konusunu da işledi.


Woolger daha sonra travmaların enerjetik beden üzerinde nasıl etki yaptığını ve bedendeki hayat enerjisi akışında ne gibi tıkanıklıklara yol açtığı üzerinde durdu. Geçmiş yaşamlara ait travmalarda oluşan blokların temizlenmesinin kişinin enerji akışını yeniden düzenlediğini ve böylece hem enerjetik, hem duygusal hem de fiziksel düzeyde sağlıklı bir halin ortaya çıkmasına büyük bir katkı yaptığını ifade eden Woolger sözlerini şöyle tamamladı: “Geçmiş yaşamlarımızdan getirdiğimiz tüm karakterler ruhun maskelerinden başka bir şey değildir ve drama sona erdiğinde hepsi birden çıkarılıp atılır.”


Dr. Roger J. Woolger, Oxford Üniversitesinde psikoloji okumuş ve Karşılaştırmalı Dinler konusunda doktora yapmıştır. Entegral Regresyon Terapisi adıyla da bilinen Derin Bellek Süreci (DMP) yöntemi üstüne 1993’ten beri İngiltere, Brezilya ve ABD’de eğitimler vermektedir. Dünya Regresyon Uzmanları Birliğinin onur üyesidir. 2011'de vefat etmiştir.


Hans TenDam, geçmiş yaşam terapisinin “Hollanda Ekolü”nü kurmuştur. 25 yıllık terapistlik ve öğretmenlik deneyimini, Hollanda’da sürdürdüğü 3 yıllık eğitim programıyla gelecek kuşaklara aktarmaktadır. Dünya Regresyon Uzmanları Birliğinin başkanlığını yapmıştır ve onursal üyesidir.


Daha ayrıntılı bilgi için:

Hans tenDam web sitesi: www.tasso.nl

Roger Woolger web sitesi: www.rogerwoolger.com

71 görüntüleme